Madame Tussaud ve Aslın Suretleri

Sonunda Madame Tussaud'un balmumu müzesini ziyaret edebildim. Dünya üzerinde sadece 4 ülkede toplam 9 şubesi bulunan bu meşhur müze aynı zamanda "Mumya Evi" filminde kullanılan balmumu heykellerin bir kısmını da yapmıştı. Müzenin Hollywood'daki şubesinde bulunan figürler, neden bu müzenin meşhur olduğunu anlamamı sağladı. Heykelleri gördüğümde Dr. Frankestein'ın söylediği gibi "Yaşıyoor, yaşıyoor..." diye bağırmak üzereyken kalabalıktan utandım :D

Britney'i Öperken Nicole Gördü...
Müzede yaptıklarıma değinecek olursam, Britney Spears'ı öperken beni gören Nicole Kidman'ın gönlünü almaya çalıştım. Obama ile Amerikalı evsizlerin durumunu konuşurken, David Beckham'la futbolun gereksizliğinden bahsettik. Kill Bill filminin setinde Quentin Tarantino'ya taktik vermemden etkilenen Spielberg, koltuğunu bana devretti. Tiffany'de kahvaltı eder etmez, feministleri kızdıran Alfred Hitchcock'u sırtından bıçakladım. Charlie Chaplin'e Amerika'dan neden aforoz edildiğini anlattığımda düşüncelere daldı.

Sohbet etmekten durgunlaştığım bir sırada aklıma Edgar Alan Poe'nun "Oval Porte" hikayesi ve Zeynep Sayın'ın "İmgenin Pornografisi" isimli kitabının geldiğini belirteyim. Belki okursunuz...

Müzenin sonunda yorulduğumu fark ederken, bu figürlerin hazırlanmasının daha yorucu olduğunu anladım. Aşağıdaki fotoğrafta figürlerin hazırlanmasında, geçmesi gereken süreleri okuyabilirsiniz. Madame Tussaud müzesi hakkında bilgi almak ve hangi şubede hangi figürlerin olduğunu öğrenmek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.



"Bir gün ünlülerin balmumundan heykellerini yapıp, herkesin bunları görmek için gelmesini isterim" diye bir dilekte bulunan Madame Tusaaud'un figürü. Kabul olacağını bilse başka bir şey dilerdi sanırım...




X- Men filminden Hugh Jackman. En başarılılarından biriydi.Resmi büyüterek bakmanızı tavsiye ederim.



Buffy the Vampire Slayer'dan Sarah Michael Gellar da çok gerçekçi.


Ben sağdakiyim, George Clooney ile karıştırmayın diye söyledim.

Figürlerin hazırlanma süreleri ve Madame Tussaud hakkında bilgi.

İşte bu da müzenin linki : http://www.madametussauds.com/

Yunuslar

Yazının sonuna ekleyemediğim için şimdi ekliyorum. Hawaii gezisinde çektiğim yunusları zıplarken görebilirsiniz. İyi eğlenceler.

Gemi yolculuğu ile Hawaii

"Biliyorum geç kaldım ama..." diye başlayan bir cümle kurarak başlamaktan sıkıldığım için direkt konuya giriyorum. Uzun zamandır istediğim gemi yolculuğu ile bir yerlere gitme fikri sonunda gerçek oldu ve Hawaii adalarına gittim. Kimileri turistleri kandıran bir turizm simülasyonu olduğunu, kimileri ise görülebilecek en güzel yer olduğunu söyleye dursun, gemideki yolcuların büyük bir kısmı Hawaii'yi gezdikten sonra oraya taşınma kararı alıyor. Hatta odamın balkonunda oturup "Jurassic Park"ın da çekildiği adayı, gemideki görevlinin anlatıcısı eşliğinde izlerken, sağımdaki ve solumdaki çiftin Hawaii'ye taşınmak için kavga ettiklerini duydum.

"Geç bunları da detayları anlat derseniz" nerden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum.(Bodrum'u değil Hawaii'yi :D ) Bunun sebebi Hawaii'nin pek çok adadan oluşması. Öncelikle yanda çektiğim fotoğrafta gökkuşağını da gördüğünüzü umut ederek Cruise seyahati hakkında bilgi vermeye başlayayım.

Los Angeles'a geldim geleli ilk kez şahit olduğum inanılmaz yağmur eşliğinde havaalanına gittik. Los Angeles, bırakın kar tanesini, üç saati aşan yağmurun bile mucize olarak görüldüğü kış mevsimine sahip. Gemiye yetişmek için binmemiz gereken uçağın kapıları bir saat önceden kapanınca ve check-in işlemlerini uzun kuyruk dolayısıyla yetiştirememiz sonucu uçağımızı kaçırdık. Gemiyi, ikinci durağı olan Maui'de yakalamaya karar verdik. Honululu'ya uçtuk, bir gün otelde kaldık ve Maui adasına uçtuk. Efendim Honolulu ve Maui adası arasında uçaklar dolmuş gibi işliyor. Her 45 dakika da bir adaya uçak var. Hatta öyle ki kimi zaman yolcu azlığından sonraki yolcular uçağı doldurmak için önceki uçuşa alınıyorlar.

Maui hava alanında insanlar üzerlerinde çiçekli gömlekler, boyunlarında, filmlerde gördüğünüz meşhur çiçek kolyeleri ile geziyorlar, pek çoğu gerçek çiçekten yapıldığı için etrafta inanılmaz çiçek kokusu oluyor. Bu simülasyonun verdiği mutlulukla, bir bayan taksici eşliğinde havaalanından gemimize doğru yola çıkıyoruz. Hiç beklemediğim anda onu görüyorum: olabildiğince güzel, bakımlı, insanın kalp atışını hızlandıran, engin mavilikte birlikte kaybolmak isteyeceğiniz bir... "kız" dememi bekleyenlere yanıldıklarını belirterek gemiden bahsettiğimi açıklayayım. (Zaten kızların ulaşım araçlarına benzetilerek tasvir edilmesine karşıyım.)

NCL Cruise firmasının "Pride of America" isimli gemisine, gemiden her ayrıldığınızda maruz kalacağınız yoğun güvenlik kontrolleri altında biner binmez, okyanus manzaralı odama, karşılaştığım tüm çalışanların söylediği "Aloha" selamıyla gidiyorum. İçimdeki heyecanla kameramı alarak gemiyi keşfe çıkıyorum. 13. kattaki güverteden Maui limanın yandaki fotoğrafını çekiyorum ve gemide dolaşmaya devam ediyorum. Toplamda 15'i geçen restaurant ve bar, 3 havuz, 6 jakuzi, 8 asansör, her gece gösterilerin olduğu 2 tiyatro salonu, gemide her gün sanat adına yapılan (ticarete de dökülen) sergi alanı, Hawaii dışında bir yerde giymeyeceğiniz çiçekli gömleklerin de satıldığı alış veriş mağazaları, süper kitapların bulunduğu kütüphane, altın fiyatına hizmet veren internet cafe, oyun salonu, spor kompleksi, masaj salonu, bitkiler içinde klasik müzik dinleyeceğiniz ancak ne dendiğini unuttuğum bir oda, kısacası her şeyin olduğu yüzen bir şehir. Zamanında "sinema filmlerinde yolcu gemilerinin mekan olarak kullanılmasını" yeniden büyülenme ve simülasyon üzerinden incelemiştim. Bir yandan gemiyi gezerken bir yandan aklıma eski ödevim geliyor.

İlk yemeğimizi yemek için Skyline restaurantı seçiyoruz. Yemekler inanılmaz. "Aşçıları bulup teşekkür etmek istiyorum" diye düşünürken, mutfaktan bir aşçı ordusu çıkıyor ve masaların yanından geçerken herkes teşekkürlerini sunmak için alkışlıyor. Uyumak üzere, internet üzerinden yer ayırtırken "balkonlu oda" kalmadığı için seçtiğim "okyanus manzaralı", ancak camı açılmayan odama gidiyorum. Temiz hava akışının klimayla sağlandığı bu odada terslik hissediyorum. Benim gibi 24 saat yaz-kış cam açık uyuyan birine tuhaf hissettiren bir durum var ortada. Küçükken bindiğim denizaltı aklıma geliyor. Neyse diyip yatıyorum ancak uyumam mümkün olmuyor. Yaşamayanların anlayamayacağı bir rahatsızlık söz konusu olan. Beynim, uyumaya yakın beni durmadan uyandırıyor. Yanımdaki arkadaşım uyuyabiliyormu diye bakıyorum. Uyuyor ancak durmadan sağa sola dönüp duruyor. Sabahları gözleri kırmızı ve mor kalkıyor . Telefonda konuştuğum kişiler gemi sallantısından deseler de, birlikte bir tura katıldığımız hemşire benim için endişeleniyor. Üçüncü günün sonunda resepsiyona çıkıyorum ve "elinizde balkonlu oda var mı?" diye soruyorum. İnternette satın alamadığımız oda ne hikmetse ellerinde bulunuyor. Aradaki farkı ödeyerek 4. kattaki odadan 7. katta bulunan balkonlu odaya taşınıyorum ve anlıyorum ki klimanın yapay havası beynimi rahatsız ediyormuş. Balkon kapısı sonuna kadar açık mışıl mışıl dalga sesleriyle uyuyorum. Arada sırada bazı eşyalarımı almak için eski odama indiğimde aradaki farkı daha iyi anlıyorum. 4.katta bulunan insanlar zombi gibi uykularını almamış bir şekilde tekleyerek yürürlerken, balkonlu odada kalanlar dinç bir şekilde güne başlıyorlar.


Bu oda değiştirme bana gözlem yapma fırsatı sunuyor. İlk kaldığım odada çekmecede bulunan İncil, daha pahalı olan odada bulunmuyor. Daha az ücret ödeyerek yolculuk yapanları fakir mi sanıyorlardır nedir, sınıf atlamanın İncil okumakla, dolayısıyla da iyi bir Hıristiyan olmakla mümkün olacağını mı anlatmak istiyorlar anlamadım. Neyse...

Gelelim adalarda gördüklerime Hilo'da volkanları gözlemleyebilir Mark Twain'in yandaki yazısını okuyabilirsiniz. Gökkuşağı şelalesini ve kurumuş lavlardan oluşan tüneli ziyaret edebilir, Mauna Loa çikolata fabrikasından normalde pahalı olan çikolataları ucuza alabilirsiniz. Botanik parkında bulunan müzede bilgi aldıktan sonra kuşların sesini dinlemek ve çok çeşitli bitki türlerini görmek de sizi etkileyecektir. Bu yerlerle ilgili video için yazının sonundaki linke bakabilirsiniz.

Nawiliwili'de güzel plajlara gidilebilir ve Lost dizisinin ve Jurassic Park'ın çekildiği mekanları görebilir, helikopterle kanyona yukarıdan bakabilirsiniz. Honolulu'da Pearl Herbor'a gidebilirsiniz.

Beni en çok etkileyen ise gemimizin yaklaşarak bize gösterdiği ve yazının başında resmini gördüğünüz Kauai'de ki Na Pali dağı ve geminin tüm ışıkları kapatılarak yaklaşılan, sürekli lavların fışkırdığı volkan... İkisi birbirine zıt bu iki eser bende farklı duygular uyandırıyor. Öte dünyada bulunanların bu dünyada ufak da olsa tezahürü vardır derler. Lavların sulara aktığı, sıcak ve kırmızı volkan bana cehennemin küçüğünü hatırlatırken, insanlara karşı korunan, uzaktan görülen ama girilemeyen, önünde yunusların zıpladığı ve hayatımda gördüğüm en kusursuz yapı olan Na Pali dağı ise bana cenneti hatırlatıyor. Anlıyorum ki bir çeşit tefekkür yapmak bu gezide keyif aldığım tek şey. Kendisini güçlü sanan insanoğlunun aslında ne kadar zayıf, karmaşıklıktan uzak bir akla sahip olduğunu düşünerek geziyi bitiriyorum.

Anlatılacak bazı şeyleri unutmuşumdur. Hawaii'nin Amerika'nın bayrağını taşımayan tek eyalet olması, kış mevsiminde hala yaz yaşayan Hawaii'ye kış mevsimde gitmenin daha iyi olduğu gibi aklıma gelen yazmaya değer şeyler oldukça Hawaii notları altında bloga koyarım. Gezinin sonunda aklıma gelen bir şeyi ise belirtmeden geçmek istemem: En sıradan gelebilecek bitkileri bile ilginçmişçesine pazarlayan Hawaii'yi örnek alarak biz daha iyisini yapabiliriz.

Hilo Volkan Gözlem Parkı




Hilo ile ilgili video linki :http://www.ncl.com/nclweb/shorexDetails.html?groupId=ITO_03


Lost dizisinin de çekildiği mekan: Fotoğrafı büyütürseniz zıplayan yunusları görebilirsiniz.




Na Pali Dağı:


















Volkan:
















Hilo Plajı





















Ortaya karışık Hawaii:











































Hawaii de çok ilginç bitkiler mevcut. Bunlardan bazıları satın alınması için gemi de sergilendi.





























Gemiden bir kaç görüntü:













Geminin sergi bölümünde Muhammed Ali'nin Beatles grubuyla fotoğrafları sergileniyordu. Muhammed Ali'nin imzalı boks eldivenini aşağıda görebilirsiniz.












Geminin havuz ve Jakuzileri: