Gelelim Duke'e. North Caroline'nın Durham şehrinde bulunan Duke Üniversitesini hep görmek istemişimdir. Hem yengemin bu okulda bulunması hem de Harry Potter'ın setine benzemesine ek olarak, dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında 7.sırada yer alması da bu isteğimi arttırdı.
Yukarıdaki resimde Duke üniversitesinin çok meşhur olan kilisesini ve önünde kurucusu James Buchanan Duke'ün heyekelini görebilirsiniz. Duke Kilisesi başından beri, üniversitenin ayrılmaz ve en önemli parçası olmuş. 1925'te James Duke yeni bir üniversite için uygun bir alan bulmak umuduyla yanında, başkan William Preston'la birlikte gezerken bulduğu alanın merkezine kiliseyi kurmak istemiş. "Üniversiteye gelen kadınlar ve erkeklerin ruhsal yaşamlarına derin etkileri olması için kiliseyi üniversitesinin merkezine kurmak istiyorum" demiş. Kilise, yazının ilerleyen bölümlerinde fark edeceğiniz gibi benim için farklı anlamlara da sahip.
Fazla bilgi göz çıkarmaz, belki Duke'ü araştıran birinin işine yarar diyerek, kilisenin mimarlarının Horace Trumbauer ile Julian Abele olduğunu ve tüm batı kampüsünde olduğu gibi İngiliz Gotik tarzında inşa edildiğini belirtelim. İç mimarisine değinmeden önce başka bilgiler vereyim. Kilisenin de bulunduğu yandaki binada müslümanlar cuma namazlarını, üniversitenin islami çalışmalarının başında bulunan ve geçtiğimiz günlerde Ermeni yasa tasarısının oylamaya sunulduğu temsilciler meclisinin açılış duasını yapan Abdullah Antepli'nin imamlığı ile birlikte kılma fırsatına sahip.
Kilise merkezli bu okulda müslümanlık ve yahudilik üzerine çalışmalar yapılması da mutl
uluk verici. Benim orada bulunduğum zamanda yandaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi dinler üzerine bir sergi vardı. Üç dinin kitaplarından ortak alıntılar kilise duvarında yer alıyordu. Çok ünlü bir kilisede arapça Allah yazısı görmek şaşırmanıza neden olmakla birlikte, Amin Maalouf'un "Ölümcül Kimlikler" isimli kitabını aklınıza getiriyor. Amin Maalouf kitabında "Hristiyanlık, ilk zamanlar katı ve sert bir din iken zamanla daha hoşgörülü, Müslümanlık ise ilk zamanlar hoşgörü dini iken giderek daha katı ve sert bir hale getirilmiştir" diye bir analiz yapmıştı. Hz. Mevlana'nın "Kuran, peçeli bir gelin gibidir. Yüzünü nasıl açar, ona nasıl yaklaşırsan sana öyle görünür" sözünde olduğu gibi, bu durumun tamamen kişilerin din anlayışına göre değişen bir görüş olduğunu belirterek, müslümanlığın daha hoşgörülü olduğunu düşünsem de, zamanında engizisyon mahkemeleri ile insanların vücuduna işkence yaparak, olmayan şeytanları çıkaran Hristiyanların biraz daha ılımlı olduğunu söyleyebilirim.
Kilise etrafına kurulan ve her yıl kilisede düzenlenen bir ayinle açılan bu okulun spor takımının maskotu tezat olarak mavi duke şeytanı. Duke şeytanının ürünleri okulda çok talep edilmekte. Duke yazılı ürünlerden hatıra almak için okul'un alışveriş mağazasını gezerken "bir okulun ürünleri bu kadar mı pahalı olur" dedim. Mağaza demişken okulun kitap satılan bölümlerini gezdiğimde kapıdan girer girmez, Orhan Pamuk'un okuduğum en sıkıcı ve kanımca yazarın en kötü kitabı "Masumiyet Müzesi"nin ingilizce baskısını gördüm.
Üniversitenin kütüphanesi görülmesi gereken bir diğer yer. Elinize Fransız ihtilalinden önce basılan kitapları alıp dokunduğunuzda farklı duygular yaşayabiliyorsunuz. Kütüphanenin alt katında pek çok oda bulunmakta. "Ders çalışmak için ne kadar büyük odalar" diye düşünürken grup halinde ders çalışma imkanı sunan odalar olduğunu öğrendim. İçeri baktığımda ise daha çok şaşırdım. Biz 4 kişiyi güç bela ayarlarken, öğrenciler içeride 8-15 kişilk gruplar halinde bir arada ders çalışmakta... "Öğrenciler neden bu kadar hevesli" diye düşünürken okulun hiçbir masraftan kaçınmadığını ve Kanada'dan satın aldıkları sandelyelerin tanesine, sevgili öğrencilerinin popoları rahat etsin diye 250 dolar gibi bir para ödediklerini duydum. Darısı bizim üniversitelerin başına.
Yukarıdaki resimde Duke üniversitesinin çok meşhur olan kilisesini ve önünde kurucusu James Buchanan Duke'ün heyekelini görebilirsiniz. Duke Kilisesi başından beri, üniversitenin ayrılmaz ve en önemli parçası olmuş. 1925'te James Duke yeni bir üniversite için uygun bir alan bulmak umuduyla yanında, başkan William Preston'la birlikte gezerken bulduğu alanın merkezine kiliseyi kurmak istemiş. "Üniversiteye gelen kadınlar ve erkeklerin ruhsal yaşamlarına derin etkileri olması için kiliseyi üniversitesinin merkezine kurmak istiyorum" demiş. Kilise, yazının ilerleyen bölümlerinde fark edeceğiniz gibi benim için farklı anlamlara da sahip.
Fazla bilgi göz çıkarmaz, belki Duke'ü araştıran birinin işine yarar diyerek, kilisenin mimarlarının Horace Trumbauer ile Julian Abele olduğunu ve tüm batı kampüsünde olduğu gibi İngiliz Gotik tarzında inşa edildiğini belirtelim. İç mimarisine değinmeden önce başka bilgiler vereyim. Kilisenin de bulunduğu yandaki binada müslümanlar cuma namazlarını, üniversitenin islami çalışmalarının başında bulunan ve geçtiğimiz günlerde Ermeni yasa tasarısının oylamaya sunulduğu temsilciler meclisinin açılış duasını yapan Abdullah Antepli'nin imamlığı ile birlikte kılma fırsatına sahip.Kilise merkezli bu okulda müslümanlık ve yahudilik üzerine çalışmalar yapılması da mutl
Kilise etrafına kurulan ve her yıl kilisede düzenlenen bir ayinle açılan bu okulun spor takımının maskotu tezat olarak mavi duke şeytanı. Duke şeytanının ürünleri okulda çok talep edilmekte. Duke yazılı ürünlerden hatıra almak için okul'un alışveriş mağazasını gezerken "bir okulun ürünleri bu kadar mı pahalı olur" dedim. Mağaza demişken okulun kitap satılan bölümlerini gezdiğimde kapıdan girer girmez, Orhan Pamuk'un okuduğum en sıkıcı ve kanımca yazarın en kötü kitabı "Masumiyet Müzesi"nin ingilizce baskısını gördüm.Üniversitenin kütüphanesi görülmesi gereken bir diğer yer. Elinize Fransız ihtilalinden önce basılan kitapları alıp dokunduğunuzda farklı duygular yaşayabiliyorsunuz. Kütüphanenin alt katında pek çok oda bulunmakta. "Ders çalışmak için ne kadar büyük odalar" diye düşünürken grup halinde ders çalışma imkanı sunan odalar olduğunu öğrendim. İçeri baktığımda ise daha çok şaşırdım. Biz 4 kişiyi güç bela ayarlarken, öğrenciler içeride 8-15 kişilk gruplar halinde bir arada ders çalışmakta... "Öğrenciler neden bu kadar hevesli" diye düşünürken okulun hiçbir masraftan kaçınmadığını ve Kanada'dan satın aldıkları sandelyelerin tanesine, sevgili öğrencilerinin popoları rahat etsin diye 250 dolar gibi bir para ödediklerini duydum. Darısı bizim üniversitelerin başına.
Kilise etrafına inşa edilen, her yıl ayinle açılan, sporda şeytanlığını kullanan ve tüm görüşlere hoşgörülü olan Duke Üniversitesini anlatmaya çalıştım. Yeni de olsa Semavi dinleri "İbrahim'in aileleri" sloganıyla bir araya getiren bu okul hakkında bilgi almak ve daha güzel fotoğraflarını görmek için web sitesini kullanabilirsiniz.
"İbrahim'in aileleri"isimli serginin afişi.
Duke Üniversitesi web sitesi: http://www.duke.edu/
