Bir mekan, insanın bilinçaltında kendisinin de farkında olmadığı gizli duran düşünceleri, tetikleyerek yüzeye çıkarabiliyor. Meğerse küçüklüğümden beri izlediğim, şimdi ise sinemacı gözüyle baktığım korku filmleri bende ne kadar çok iz bırakmış. Durham'da 4 gece kaldığım Skyland Inn otelinde bunu iyi anlamış oldum. Korku filmlerinde gördüğümüz tek katlı motellerden olan Skyland Inn'e girişimden çıkışıma kadar, motellerin mekan olarak kullanıldığı tüm korku filmleri bilinçaltımdan fırlayarak beni esir aldı.Geneli sessiz olan Durham'ın merkezine yakın olsa da ıssız bir yerine kurulmuş olan otele karanlık bir yoldan arabayla giderken başladı düşünceler. Kendimi, Norman Bates'in "Sapık" olduğu Hitchcock filminde hissederek girdim otele. Odamın kapısı önünde etrafa baktığımda "benden başka k
imse burada kalmıyor" diye düşünerek içeri girmek üzereyken o rakamları gördüm, "yan komşum kim olacak bilmem ama çok yaşamaz çünkü oda numarası :"13 rakamın yer değiştirmiş verisyonu..." "Neyse Hakan yırttın gene..." diye düşünürken, otelin etrafını sarmış olan yandaki fotoğraftaki ormanın derinliklerinden, ben diyim kurt, siz diyin köpek, nasıl bir canlıya aitse işte, havlama ve uluma seslerinin düeti eşliğinde odama girdim. Birkaç ayarlamadan sonra kahve içmek için kahve makinesinin düğmesine bastım. "Olamaz, işte gerçek, aslında bu otel düzmece.Kahve makinesi bile çalışmıyor. "Boş oda" filminde olduğu gibi, otele aldıkları insanları öldürüp, ölümlerini kaydediyorlar..." derken fişin prize takılı olmadığı için makinenin çalışmadığını anlayarak rahatladım. "O da ne?" priz takılı olduğu halde çalışmıyor. "Acaba gizli kameraları nerelere sakladılar?" diye etrafa bakınıyorum.Bir süre sonra pes eden ben, anındalık hissi yaşatarak insana kendisini kalabalıkta hissettiren araçlar olan tv ve interneti açıyorum. Gözüm televizyonda oynayan korku filmini görmeden düşüncelere dalıyorum. " Ya bu sabah otele kaydımı yapan kadın "Çılgınlığın Ötesi" filminde ki yaratık olduğunu gizleyen otel işletmecisi ise?", "Ya ben de "Dagon" deki Paul gibi otelden kaçmaya çalışan kurban olursam?"...derken uyumuşum.
Bu arada neden abinle yengenin tüm ısrarlarına rağmen, lüüüks ve rahat evlerinde kalmadın? diye soracak olursanız. Malum uyku düzenim biraz enteresan. Durham'a geliş sebebim olan 6 aylık yeğenimi geceleri gürültü yaparak uyandırmak istememem ve sağlığına en çok önem verilmesi gereken aylarda yarım saatte bir dışarı çıkan bendenizin ona dışarıdan taışayabileceğim mikropların ona bulaşmaması için. Haa bu arada eşyalarımı rahatça dizmek, rahatça gürültü yapmak, 24 saat hizmet görmek isteklerimin bununla bir ilgisi yok :D
Son olarak otel gerçekten güzeldi. Durham'a gittiğinizde kalmak isterseniz bilgi alabileceğiniz linki veriyorum. Koyu renkle belirttiğim isme sahip filmleri ise izlememenizi tavsiye ediyorum.
Otel bilgi linki: http://travel.yahoo.com/p-hotel-323228-durham_skyland_inn-i
Ertesi gün abimlerle takılıyoruz. Otelle ilgili bir kaç şey anlatıyorum. "Sana biz de yat diyoruz. Neden bizde kalmıyorsun?" diyorlar. Yengem, "Senin yüzünden beni "Sırlar dünyası" programındaki hain ve kötü gelinlerden sanacaklar diyerek manşetleri sayıyor: "Kocasının kardeşini istemediği için otele atan hain gelin" şeklinde başlıklar söylüyor. Zap yaptığımız esnada televizyonda onu görüyorum: Dün sıklıkla aklıma gelen "Boş oda" filmi, hem de yeni başlıyor. "Bu bir işaret" diyorum. Ancak "1408" numaralı odayı incelemek için merak duyan Mike gibi heyecanla otelime gidiyorum.
Bazı insanlar vardır, "ayağını mı sürüdün" gibi birşey denir, bir yere girdiklerinde orası insan dolar ya, hah işte ben onlardanım. Oteldeki ikinci gecemde sağım solum insanlarla doluyor. Yan odam bile. Aslında bunun beni rahatlatması gerekiyor ancak gecenin 2 sinde, yan odadan gelen küt diye bir ses, "Asla yabancılarla oynama" moduna beni sokuyor.Ben demiştim yan odamdaki çok yaşamaz diye. Ertesi sabah yan odamdakinin arabasını ortalıkta göremiyorum. "Çoktan parçalanmak üzere ormanın içine götürülmüştür, boşver" diyerek Durham'da South Point'i keşfediyorum.
Bazı insanlar vardır, "ayağını mı sürüdün" gibi birşey denir, bir yere girdiklerinde orası insan dolar ya, hah işte ben onlardanım. Oteldeki ikinci gecemde sağım solum insanlarla doluyor. Yan odam bile. Aslında bunun beni rahatlatması gerekiyor ancak gecenin 2 sinde, yan odadan gelen küt diye bir ses, "Asla yabancılarla oynama" moduna beni sokuyor.Ben demiştim yan odamdaki çok yaşamaz diye. Ertesi sabah yan odamdakinin arabasını ortalıkta göremiyorum. "Çoktan parçalanmak üzere ormanın içine götürülmüştür, boşver" diyerek Durham'da South Point'i keşfediyorum.Geç saatte geri döndüğüm otelimin artık tıklım tıklım olduğunu, her odanın önünde bir araba bulunduğunu görüyorum. "İşte bugün olacak, tüm insanlar buraya "Lanetli ada" filmindeki gibi kurban oluşumu izlemek için geldiler." Gece 3 te sigara içmek için dışarı çıkıyorum. Farmville oynayanlar bilir. Eşyaları koymak için Barn denen depo satın alırsınız. Bu otelin barnı karanlıkta çok parlıyor. "İşlerini bitirdikleri kurbanları "Sınırda" filmindeki gibi oraya kancayla asıyorlardır. Belki gün yüzü görmeyen yan oda komşum da ordadır".
Derken soğuk kulağımı yalıyor, bir aydınlanma yaşıyorum. Yaz mevsiminde havuzu olan, geyiklerin barındığı yeşil bir ormanlık alanda bulunan bu oteli sürekli gece görmekten ve havanın soğuk olmasından dolayı böyle algılıyorum. "Kimlik" filminde otelde kalan yabancılar gibi çoğul kişilik bölünmesi yaşayarak, bilinçaltımdaki karakterleri anıyorum. Huzurlu bir uykunun ardından sabah otelden ayrılıyorum. Otel işletmecisi "Bu sefer kurtuldun, bi daha gel" bakışıyla bana veda ediyor.Bu arada neden abinle yengenin tüm ısrarlarına rağmen, lüüüks ve rahat evlerinde kalmadın? diye soracak olursanız. Malum uyku düzenim biraz enteresan. Durham'a geliş sebebim olan 6 aylık yeğenimi geceleri gürültü yaparak uyandırmak istememem ve sağlığına en çok önem verilmesi gereken aylarda yarım saatte bir dışarı çıkan bendenizin ona dışarıdan taışayabileceğim mikropların ona bulaşmaması için. Haa bu arada eşyalarımı rahatça dizmek, rahatça gürültü yapmak, 24 saat hizmet görmek isteklerimin bununla bir ilgisi yok :D
Son olarak otel gerçekten güzeldi. Durham'a gittiğinizde kalmak isterseniz bilgi alabileceğiniz linki veriyorum. Koyu renkle belirttiğim isme sahip filmleri ise izlememenizi tavsiye ediyorum.
Otel bilgi linki: http://travel.yahoo.com/p-hotel-323228-durham_skyland_inn-i






Yanımda getirdiğim hard diski temizlemek amacıyla içine baktığımda eski fotoğraflarımı görmüş oldum. Sonra fark ettimki kayda değer sayıda fotoğrafımda yer alan bedenim uçmakta. Amerika'da çekilen fotoğraflarıma baktığımda da bunu fark ettim. Hatta Hawaii'de bile uçmuşum. Bunun üzerine değerlendirmeler yaparken Mevlana'nın "Mesnevi"sinde geçen cümleler aklıma geldi: "Bir kabın içinde hava varsa, suyun üzerine koyduğunda batmaz. Özünü oluşturana yakın olmak ister... Melek ruhlu olursan arkadaşın melekler olur." ....."E yani Hakan sen de meleksen, şeytan nasıldır?" derseniz, efendim hapsolduğum bedeni ve nefsi terk etmeye çalışan be